Sabah erkenden kalkıp yine kahve ve marmelatlı kızarmış ekmekle kahvaltımızı yaptıktan sonra hızlıca hazırlandık. Diğer otele geçince vaktimiz olmayacağı için çekime uygun şekilde giyinmek zorundaydık. Tabi dışarıda garip bir görüntü oldu. Başımdaki beyaz şapka ve elimdeki çiçek ile oldukça dikkat çekiyorduk, ellerimizdeki bavullar ise garip duruyordu.
Floransa'daki tek zor olan şey arnavut kaldırımlarında bavul sürmek. Önceki seyahatimde de sırt çantasıyla gezmenin mantıksızlığını yazmıştım ama burası için gerçekten tam bir kabus. Zor bela otele geldiğimizde annemler karşıladı bizi.
Otel gerçekten de çok hoÅŸtu. Evet biraz eski ama İtalya'da yeni bir otel bulmak çok zor. En lüksleri bile çok zaman önce yapılmış. Halılardan hemen anlaşılıyor. Burası da o hesap… Check-in iÅŸlemlerinden sonra bavulları kenara bırakıp orta avluda kahvelerimizi içtik. Yarım saat sonra da Harold'la Serap geldiler. Bu kadar zamandır yalnızca internetten konuÅŸtuÄŸum, bu rüya gibi planların gerçekleÅŸmesinde en büyük payı olan güzel insanlarla tanışmak çok güzeldi.
Birlikte biraz vakit geçirdikten sonra hem kenti gezmek hem de fotoğrafçılarla buluşup çekim yapmak için dışarı çıktık. Çekim sırasında bizimle vakit geçirmeleri sıkıcı olabilir diye daha sonra buluşmak üzere sözleştik ve fotoğrafçılarımızı aramaya başladık. Aslında onlar bizim için fotoğrafçıdan öte Gökçe ve Nurkut'tu.
Evlenecek olanlar için fotoÄŸrafçı bulma iÅŸi tam bir kabus. Çünkü çok alternatif var herkes birbirinden yetenekli ve baÅŸarılı.. kimi neye göre tercih edeceÄŸini insan ÅŸaşırıyor. Üstelik bizim durumumuz daha da karmaşıktı. Türkiye’den İtalya’ya fotoÄŸrafçı götürmek ile İtalya’dan bir fotoÄŸrafçı bulmak arasında kalmıştık. Kut Photography ile enerjimiz tutunca onlarla çalışmaya karar verdik.
Kent merkezinde Palazzo Vecchio'nun önünde Gökçe ve Nurkut ile buluÅŸup gezmeye baÅŸladık. Benim önceki seyahatimden tanışıklığım, ilaveten iki gündür orada oluÅŸumuzdan dolayı ev sahibiydik neticede. İlk iÅŸ nikahın kıyılacağı Sala Rossa’ya gitmek oldu. Kapıdaki görevliye ertesi gün nikahımız olduÄŸunu çat pat İtalyancamla anlatmaya çalıştım ama içeri sokmadı. Sonradan önceki gün evrakları teslim ettiÄŸimiz büroda gördüğüm gıcık kadın ortaya çıktı. Eyvah dedim, ÅŸimdi gene sorun çıkartacak. Ancak düşündüğümün aksine ‘solo tre minuti’ dedi, ‘yalnızca üç dakikanız var’… Jet hızıyla içeri girdik fotoÄŸraflar çektik. Hem de içerisini önceden görme ÅŸansımız oldu. Böylece tören için önceden oturma ve yerleÅŸme programı yapabildik.
Palazzo Vecchio’dan sonra Floransa'nın bütün sokaklarını didik didik gezdik. Her yerini dolaÅŸtık, bol bol fotoÄŸraf çektik. 2 saat hiç durmadan yürüdük ve çok yorulduk. Bizim otelde kalacakları için onları gönderip henüz otele yerleÅŸmiÅŸ olan amcamlarla buluÅŸmaya gittik. Biz Milano'ya uçtuktan sonraki gün annemler Venedik'e, amcamlar ise Roma'ya gitmiÅŸ; nikah tarihimizden bir gün önce hepsi Floransa'ya geçmiÅŸlerdi. Hep birlikte bu güzel ÅŸehirde olmak, kendimizi iyice evimizde hissettirmiÅŸti. 3 gündür buradaydık ve sokak sokak her yerini biliyorduk.
Harold'la Serap da gün boyu gezip Floransa'ya 15dk. uzaklıktaki Harold'ın teyzesinin evine geçmişlerdi. Biz de hava kararmadan otele geçip dinlenmeye karar verdik. Ayaklarım bana ait değilmiş gibiydi. Koca bir gün, bavul taşırken dahi giydiğim topuklu ayakkabılar artık işkence aletine dönüşmüştü. Birkaç saat dinlendikten sonra otelin lobisinde büyük bir fotoğrafçı güruhu bizi bekliyordu. Gökçe ve Nurkut, bizim projemizden bahsettiği anda heyecanlanıp eşlik etmek isteyen fotoğrafçı arkadaşları ile videomuzun çekimlerini yapacak Tuğçe nikah günü bizimle olacaklardı.
Birlikte sohbet edip genel olarak çekimler hakkında konuÅŸtuktan sonra sabah erken saatte buluÅŸmak üzere ayrıldık. Bu gece son gece.. büyük güne saatler kalmışken heyecandan bir türlü uyku tutmadı. tik tak, tik tak…